More servicesWindows Live
HomeHotmailSpacesOneCare
 
MSN
Sign in
 
 
Spaces home  ¤ ¤ tahala My Word™ ¤ ¤PhotosProfileFriendsMore Tools Explore the Spaces community

¤ ¤ tahala My Word™ ¤ ¤

Yeni Yıla Gireceğimiz Şu Günlerde Herşeyin Güzel Olmasını ve Allâh'u Tealadan Hayırlara Vesile Olmasını Dilerim...
View space
หญิง
View space
İsmail
View space
feier
View space
M i r k o
View space
Rumeysa
View space
JiLeT yiyen KiZ
View space
•๓๓๓•тυυв!!•๓๓๓•
View space
Hüly@

5/19/2006

Bir Tutam Hatıra

diyecek sözüm yok...
 
Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yasamadigimiz bu aski topraga gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende senin kadar endiseli... Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandiramadim seni. Sen sorgularken beni kafanda ben gözlerinin içine bakiyordum. Bir tek sözün baglardi beni sana, oysa sen hep susmanin koynunda...
Askin içine bir kez girdi mi kusku teslim alir bedenleri de. Sütten çikmis ak kaşik
degildim ama yalani sokmadim iki kişilik dünyamiza. O dünya ki bazen minicik bir odada bazen kentin ortasinda sekillendi. Nasil da güzeldi... Zaten varsin diye her sey güzeldi ama sen buna inanmadin. Ah bu sorular. Yasamak varken sevdayi delice, niye bogariz sorunlarla? Nasil ikna edebilirdim seni? Ben ask dedikçe sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe sen hayir dedin. Zaten az konusan sen olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çikardin ortaya. Ben bir sey diyemedim.
Ne kadar zarar vermisim sana meger... Nasil degistirmisim seni. Oysa hiç böyle düsünmemistim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi oldugundan farkli bir hala getirmek istemem. Ama öyle oldu iste. Demek ki gitmelerin zamani simdi. Çocukluguna siginir atlatirsin bu aciyi. Ne sevismelerimiz kalir aklinda ne sevda sözlerimiz. Rahat degilim diyordun ya rahat ol artik. Gülüslerini saklaman için bir neden kalmadi. Tedirginliginin sebebi de kalkti ortadan...
Gidisim yürekten degil, zorunluluktan. Sanma ki bu sevdayi baska kimliklere tasirim. Sanma ki benden sakladigin gülüsleri yalanci yüzlerde ararim. Seni de götürürüm yüregimde. Yoklugunu tasirim. Bulup bulup kaybettim seni. Ne yazik ki toz-duman edemedim kuskularini, ne yazik ki kalamadin bana. Öpücügümün kokusu kalacak kapinin esiginde. Kokladikça bizi bir yanlisa mahkum ettigini anlayacaksin.
 
 
 
 SENiMi ALMA  BENDEN

Bana geldigin gun,dun gibi degil mi? Bitsin diye sabirsizlandigim gunler sayende su gibi akmis gitmiste ben yeni farkina varmisim.. icim oylesine seninle dolmus ki nereye baksam senden birseyler var sanki oysa senin bana biraktigin sadece anilar var.

Sen beni birakip gittiginden beri ben hic sensiz kalmadim biliyormusun? Sanki hep sen varmissin gibi devam ettim hayatima senin istedigin gibi yaptim saclarimi , senin istedigin gibi giyindim ve sen yokken ben hic sensiz disari cikmadim.

Sevginle dolup tasan kalbimin acisini ne dindirir diye dusundum haftalarca hep senin gibi olmayi arkami donup gitmeyi istedim ama olmadi... Yasanmislari silip atmaya kiyamadim vefasizlik olurdu birakamzdim sevgini.

Benim pesinden kostugum sevgimdi sen degildin bu yuzden hic gocunmadim sana yalvarirken ben senin degil sevgimin pesine dustum.. Senin benden kactigin hergun daha da uzaklastim senden ama sevgin hala icimdeydi bir gr eksilmedi ozlemin.

Tenini,kokunu oyle ozledim ki sanki her an sana kavusacakmisim gibi heyecala tukettim saatlerimi.... Ama sen gelmedin....Artik sana don demiyorum demeyecegim de.

Ben seni sevdim cok sevdim ama goruyorum ki sen o degilsin. Benim hayalimdeki insan beni hala seviyor hala ozluyor ...  Donmen icin hicbir sebep yok ben seni sensiz yasamayi ogrendim artik,

Senimi benden aldin.Sevgini almaya senin bile gucun yetmeyecek..!  

5/7/2006

II. ABDÜLHAMİD HAN Kendini Savunuyor

SULTAN ABDÜLHAMİD tahtan indirildikten sonra tarih ve gelecek karşısında kendisini savunmak ihtiyacını hissetmiş olmalı ki, daha Selanik'deki sürgün günlerinde bir kâtibe hatıralarını dikte etmiş, ancak haber alınır alınmaz müsvedde halindeki bu kâğıtlara el konuşmuştur. o gün bugündür bu hatıralar bulunamamıştır. Ancak Beylerbeyi Sarayı'nda  Alatini Köşkü'ndekinden daha rahat ve gevşetilmiş bir nezaret altında hatıralarını yazdırmayı başarmış ve bunlar Ali Vehbi Bey tarafından Fransızcaya tercüme edilerek bastırılmıştır. Bunun dışında Atatürk'ün de hocası olmuş Osman Senai Bey adlı subayın terekesinden çıkan defterde İsmet Bozdağ tarafından yayınlanmıştır. Aşağıdaki sözler ölümünden 11 ay kadar önce yazdırılmıştır:
 
Abdülhamid Tarih Karşısında
 
 
14 Mart 1333 (1917)
 
Beylerbeyi Sarayı
 
Ne kadar garip bir tecellidir ki, amcam Abdülaziz Han'ı düşürmek için Avrupa'ya kaçana Genç Osmanlılar, eninde sonunda muradlarına ermişler, hem Abdülaziz Han düşmüş, hemde hemen peşinden açılan 93 Rus savaşı Rumeli'nin yarısını alıp götürmüştür. Tıpkı onlar gibi, beni düşürmek için Avrupa'ya kaçan Jön Türkler de muradlarına ermişler, beni düşürmüşler ve Cihan Savaşı'nda da Osmanlı İmparatorluğunu elden çıkarmışlardır.
Her iki gurub da memleketin okumuş yazmışlarını içine alıyordu. Her iki gurup Batıcılığa hayrandı. Her iki gurup da memleketin tek kurtuluşunun meşrutiyette görüyorlardı. Her iki gurup da emellerine ordunun bir parçasını vasıta etti. Her iki gurubun da dayandığı ordu içinden parçalandı. Evet, ne kadar daha garip bir tecellidir ki, ben bu olayların her ikisin de içinde yaşadım. Amcamın öfkeyle yapamadığını, ben sabırla yapmayı denedim. Amcamın ceza ile başaramadığını, ben bağışlayarak elde etmeye çalıştım. Ama yinede muvaffak olamadım!
Ve daha garip bir tecelliye bakınız ki, " Genç Osmanlılar"ı da. "Jön Türkler"i de Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak isteyen büyük devletlerin hepsi arkalıyorlardı! Bu devletlerin gözünde ümit bu grnçlerdeydi! Bunlaın dediği yapılırsa Osmanlı İmparatorluğu kurtarılacak, dediklerine kulak asılmazsa batacaktı! İki kere istemiyerekte olsa, dediklerini yaptık ve işti battık! Bari son kalan bir avuç vatan toprağında yaşayanlarının gözleri açıldı m?.... İnşallah!
Evladım sayılan bu vatan çocukları, benim, bir sarayın dört duvarı arasında gördüğüm hakikati koskoca yeryüzünü gezip tozdukları halde nasıl görmediler; nasıl görmediler de ecdad kanıyla sulanmış koskoca bir ülkeyi kendi elleriyle batırdılar!
Suçlamaya dilim varmıyor; fakat görüyorlardı ki, İngilizler, Fransızlar, Ruslar, hatta Almanlar ve Avusturyalılar, yani bütün büyük Avrupa devletkeri menfaatlerini Osmanlı mülkünün parçalanmasında bulmuşlardır; düşmandılar. Görüyorlardı ki, bu devletler birbirleriyle dalaşıyorlar ama Osmanlıları ülüşmekte anlaşıyorlardı. Anlaşamadıkları, kimin daha büyük parçayı yutacağı idi. Öyle olduğu halde, bu düşüncede olan devletlerin kendilerini arkalamalarından da mı bir manâ çıkaramıyorlardı?
Söyledim, yine söyleyeceğim; anlattım, yine anlatacağım, düşünmüyorlar mıydı ki, Osmanlı ülkesi birçok milletlerin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. Böyle bir ülkede Meşrutiyet, ülkenin unsur-ı aslisi (temel unsuru) için ölümdür. İngiliz Parlamentosunda bir Hindli, Afrikalı, Mısırlı; Fransız Parlamentosunda bir Cezayirli mebus var mıydı ki, Osmanlı Parlamentosunda Rum, Ermeni, Bulgar, Sırp, Arap mebusu istemeye kalkıyorlar!
Hayır bunca okumuş, düşünmüş, kendisini davasına vermiş vatan evlâdının cibiliyetsiz çıkacağını kabul edemem! Sadece aldandılar, derim. Aldandılar ama, cezalarını kendilerinden çok, aldanmayan milyonlarca masum vatan evladı çekti; hem öldüler, hem vatandan oldular!
 
Ölümünden 1 yıl önce, üstelik de 8 yıldır hemen hemen kimseyle doğru dürüst fikir teatisinde bulunmamış birisinin sözleridir bunlar. Hala ülkesinin selametine adanmışlık tüten bu satırları kaleme alan şahsın basit, sıradan mantıkla çözümlenemeyecek kadar karmaşık bir dünyası olduğu muhakkak. Bu satırları yazmak, hele kendisi tahttan indirildikten ve ülkenin bir felakete doğru gittiğini gördükten sonra dahi "eden bunlar" dememek, bu kadar insaflı bir dille konuşmak herkese nasip olacak bir ruh yüceliği değil çünkü...
 
Arkdaşlar artık Abdülhamid'e olan borcumuzu ödeme zamanı geldi sanırım. Aldülhamid Han'ı bize bu güne kadar hep yanlış tanıttılar. Biz, yeni yetişen nesillere gerçeği ve doğruyu anlatarak ona olan borcumuzu ödeye biliriz...
3/23/2006

İnlayan Nameler :)

MySpace Layouts


HEP BENDE KAL

Öylesine Bir Gündü , Yeni Değilde Sanki Geçmiş Günlerden Biriydi , Öyle Gibiydi ...
Kaç Gece Beklemiştim Seni , Kaç Gece Koynuma Hasretini Alıp Uyumuştum. Kaç Gece Yanlızlık Sancısıyla Kıvranıp Durmuştum. Öyle Acımasızdı Ki Geceler , Gökteki Yıldızlar Yüreğime Atılan Birer Taş Gibi Gelmişti Bana. Yine De Herşeye Değerdi Bekleyişim. Bütün Yollar Sana Çıkıyordu ;
Ama Ben Asıl Senin Yolunun Benimkiyle Kesişmesini Bekliyordum ...
Aylar Geçmişti Hep Vardın ; Ama , Birtek O An Yanımdaydın.
Biraz Yabancıydın Bana Biraz Tanıdık. Şaşkındık , Şaşkınlığımız Çok Fazla Yansıyordu Yüzümüze.
Göz Göze Gelmek Hiç Bu Kadar Zor Olmamıştı. Bir Bakıştan Bin Anlam Çıkarmak Buna Denirdi İşte. Yüzümüzde Birbirimize Ait İzler Arıyorduk Bakarken.
Ne Çok Duymuştum Sesini ; Ama , Sanki Sen İlk Kez Konuşuyordun. İlk Kez Söylediğin Cümleler Sahibiyle Bütünleşiyordu.
Düştükçe Gülüşün Yüzüne , Sessiz Olan Herşey Konuşmuştu İçimde. Yinede Sözler Bir Türlü Çıkmıyordu Ağzımdan. Oysa Boynuna Sarılıp " Sen Aylardır Beklenen, Sen Aylardır Özlenensin" Demek İstiyordum. Hava Serin Değildi Ama , Ben Titriyordum. Kelimeler Hiç Bu Kadar Zor Olmamıştı Bana. Ne Zaman Bir Şey Söylemeye Kalksam , Her Seferinde Birşey Oluyordu, Sözcükler Ağzımda Donuyordu.
Sıcaktın , Dokunmasan Da Yansıtıyordun. Biraz Önce Titreyen Ben Artık Terliyordum. Aşktı Bu Biliyordum Ama Bunu Kendime Bile İtiraf Edemiyordum. Farkında Değildin Belki , Belki Ben Belli Etmiyordum Ama Yıllardır Koruduğum , Yıllardır Kimseye Açmadığım Topraklarımı Çoktan Telim Almıştın Bile. Sınırlarımdan İçeri Girmiştin Bir Kere. Yüreğimin En Gizli En Kuytu Köşelerinde SEN Vardın Artık.  İtirazsızdım, BElli ki Mutluydum. Belli ki Beni Şaşırtan Mutluluğun Ta KEndisiydi. Harfleri Tükenmez Bir Kavuşmanın Alfabesindeydim. Ve Ben Okumayı Sanki Yeniden Ögreniyordum. Şimdi Bu Sevdayı Bana Yaşattığın İçin Kendimi Şanslı Hissediyorum. " Ya Sen Olmasaydın" Diye Düşünmüyorum. Çünkü Sen Varsın. Çünkü SEn İçimdesin. Çünkü SEn Benim Hayat Kaynağımsın..
Biliyormusun Çölde Bulabildiğim Bir Avuç Su Olsan Bitmeyesin Diye İçmem Seni..
Nerde Olursan Ol Benimle Kal, Ben Bu Yürek Attığı Sürece SENİNLEYİM...
 

MySpace Layouts

 
Duyuyor musun birtanem? ? Dün gece yine sendin aklımda Bir hüznün çıkmaz sokalarında Gözyaşı oldu hasretin Ilık bir buse gibi süzüldü yanaklarımda Yanaklarım kırmızıydı, küskündü aynalara Ne zaman karşılaşsak sen bakardın onlardan Başıboş hoyrat aynalardan Önce ilk sarıldığımız yere gitti duygularım Bu gün gibiydi yaşadığımız küllenmemişti O bir ömürdü sanki, ölmeye değerdi Sonra gözlerin geldi aklıma, güzelliğin Başımı döndüren mey gibiydin sen Şelaleler akardı içime gözlerinden Ardından öksüz kalırdım sanki giderken Yinede yorulmazdım sensizliğe Sensizlik ki darağacım, sensizlik ki paramparçayım Ellerim seni arıyor bu gece, gözlerim gözlerini Şarkılar hüzünlü, şarkılar buruk Yoksun ya bu şehir yorgun, bu şehir vuruk Seni arıyorum inadına gecelerde Karanlıklar üstüne yemin ederim Işığım sensin! ! Seni seviyorum birtanem diyorum söyletensin Basit bir aşk öyküsü değil ki bu Saman alevi değil ki Cehennem alevi sanki susuzum Sensiz mutsuzum Artık sabah olmayacak uykusuzum Artık sensiz yaşanmayacak Yaşıyor sanma beni sadece varsayımım Sana bağımlı varlığım Yokluğun ise tükenişimdir Bir umudu katleder bin umudun olurum Senin gibi ulaşılmazdır benimde gururum Duyuyor musun birtanem? ? Dün gece yine sendin aklımda Aldın aklımı başımdan gittin Canımı da aldın yüreğimden Canımdın sen! ! Vazgeçilmezim, tartışılmazım Yalnızlığımın sebebi, acılarımın denizi Esirinim işte bu gece vakitleri Kollarımda sensizliğin kelepçeleri Yüreğimde sevdanın zincirleri Bağlanmışım sana ayrılamam Görmeden yaşayamam o gözleri ...
     
 
Sen öylesine güzelsin ki arkadaşım; Hayat gözlerinden nur gibi akıyor. Sen öylesine güzelsin ki arkadaşım; Mısralar seni anlatıyor. Herkes senin gibi saf ve temiz olabilseydi şu üç günlük dünyada Herkes senin gibi sevebilseydi çiçekleri baharda Dinleyebilseydi öten kuşların sesini, Konuşabilseydi karıncalarla, Fısıldayabilseydi sonbaharda dökülen yapraklara Her şey farklı olacaktı o zaman. Sevmeler,sevilmeler,gönüller,eğlenmeler... Her şeyin bir anlamı, her anın bir anısı olurdu. Güller ağlamazdı, yıldızlar masum bakmazdı böyle karanlığa... Ve geceler....Derin ıssızlık içinde doğacaktı ay ışığı Sen, öylesine güzelsin ki arkadaşım; Ama seni anlayan kim? Hayat menfaat pazarı, duygular satın alınıyor artık. Sen bunları bilirmiydin arkadaşım? Sen; severken sevgine karşı gele bilirmiydin? Derin ıssızlık içinde duygularından uzak olabilir miydin? Ve yağmur gibi tomurcuk tomurcuk akan Gözyaşlarında ıssızlığın ötesinde, Sevgiden başka bir şey düşünür müydün? Hasret; duygularının içine girince ve son ufukta Kıyıya çarparken kalbin; Gözünden akan yaşla tebessüm eder miydin? Gerçekten söylüyorum ve hep de söyleyeceğim; Sen, sen öylesine güzelsin ki arkadaşım, Hem de tanımsız tek varlıksın....
 
 

Bakın Bakalım!!!

                                  SAYFA SÜRE ÖLÇERİ
 

Bu sayfada   dakika   saniye misafirim oldunuz .....

Spaces ile İlgili Bilgi Almak İsteyen Aşağıdaki Simgeyi Tıklayın!!!

  http://spaces.msn.com/tahala87

 

 

 
Ziyaret ettiğiniz için teşekkürler!
  • View space
    ஐღ♥ღbit@n€mღ♥ღஐd&y
    8/19/2008 2:48:37 PM
    selam arkadaşım...nasılsın?inşallah iyisindir...birkaç gün önce söylediğim bir şey vardı sizlere,spacem ile elimde olmayan nedenlerden ötürü ilgilenmeyecektim..evet öyle de oldu...bazı sorunlar ve yolunda gitmeyen nedenlerden ötürü bu kararı almak zorunda kalmıştım...bazı şeyler ters gitti...
    ama şimdi tekrar spacemdeyim...ve hayat karşıma terslikler ve olumsuzluklar çıkarmadığı sürece de burada sizlerle olmaya devam edeceğim...
    beni düşündüğünüz ve merak ettiğiniz için çok teşekkür ederim,allah hepinizi razı olduğu kullarından eylesin inşallah...
    sizlere bu açıklamayı daha erken yapmalıydım belki..bu konuda hatalıyım...sizlerden özür diliyorum ve hakkınızı helal etmenizi istiyorum...bu hususta sizleri kırdıysam beni affedin
    artık yine hep görüşeceğiz...kendinize çok ama çok iyi bakın..dualarım sizinle ve sizlerde dualarınızı benden eksik etmeyin...herşey gönlünüzce olsun inşallah...
    yine sizlerle beraber olmak çok mutlu ediyor beni...
    hepinizi çok seviyorum...görüşmek üzere...
    beni yine aranıza alabilirsiniz dimi?
  • View space
    (@)GÜLİ RANA(@)
    8/14/2008 10:34:58 PM
    SELAMUN ALEYKÜM KARDEŞİM CUMAYI ŞERIFIMIZ MÜBAREK OLSUN
    İNŞALLAHSELAM VE DUA İLE
     
    Günlerin ve gecelerin efendisi olan cuma günüyle,cuma gecesi yapılacak olan bazı amellerin faziletlerini(bu konuda çok hadisi şerifler vardır,bir kaçını zikr edeceğiz) beyan etmeye çalışacaz inşallah
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Güneşin üzerine doğduğu günlerin en hayırlısı cuma günüdür,çünkü Adem(aleyhisselam)o günde yartılmıştır.o gün cennete sokulmuştur ve o günde cennetten çıkarılmıştır.Tövbesi o gün kabul olmuştur.Kıyamette o gün kopacaktı.
    FAZİLETLERİ...
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Allah'u Teala her cuma günü altı yüz bin kişiyi cehennemden azad eder.
    peygamber efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Cuma günü,günahsız geçerse,haftanın diğer günleri de öyle geçer.
    peygamber efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma gününün sabah namazını cemaatle kılarsa o kişinin mağfiret olmayacağını zannetmiyorum.
    peygamber efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma günü boy(gusül)abdesti alırsa geçmiş on günlük günahları mağfiret olur
    YAPILACAKLAR
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Cuma gününde ve gecesinde bana çok salat okuyun,böyle yapana kıyamet gününde,şahit ve şefaatçi olacağım.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Parlak gecede ve nurlu günde bana çok salat edin,çünkü sizin salatlarınız bana arz edilmektedir.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma günü ve gecesi,bana yüz kere salat okursa,Allah'u Teala onun ahiret isteklerindenyetmiş,dünya hacetlerinden de otuz olmak üzere yüz arzusunu yerine getirir ve size hediyeler geldiği gibi,o salatları da bana arz edecek meleği Allah'u Teala bu hususta görevlendirir.Şüphesiz benim ölümümden sonraki ilmim,sağken bilmem gibidir.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma gecesi kehf suresini okursa,kendisiyle Kabe arası o kişi için nur gibi parlar.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma gecesi,Duhan suresini okursa,yetmiş bin melek o kişi için sabaha kadar istiğfar eder.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma gecesi veya günü Duhan suresini okursa,Allah'u Teala kendisine cennette bir köşk yapar.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Cuma gecesi,Duhan suresini okuyan,sabaha affolunmuş olarak çıkar.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Her kim cuma gecesi Bakara ve Ali İmran surelerini okursa ona yedinci ket gökle,yedinci kat yer arası kadar sevap verilir.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Cuma gecesi Yasin suresini okuyan,mağfiret olunur.
    Peygamber Efendimiz (sallalahu aleyhi vesellem)bir hadiste buyurdularki:Cuma gecesi(bir rivayet cuma günü)Yasin ve Saffat surelerini okuyan kişiye Allah'u Teala hazretleri dileklerini verir...
  • View space
    !!!...d€ry@&yusuf...!!!
    8/8/2008 4:40:57 PM
    ne yaprağınIZ kurusun ne gülünÜZ solsun
    her tuttuğunuz altın olsun
    avuçlarınız semada dudaklarınız duada olsun
     her an ve her günki dualarınız kabul olsun
    CUMANIZ MÜBAREK OLSUN!!!
  • View space
    (@)GÜLİ RANA(@)
    8/7/2008 11:34:55 PM
     
    SELAMUN ALEYKUM KARDEŞİM HAYIR KAPILARININ AÇIK
    OLDUGU RAHMET YAGMUR LARININ YAGDIGI ŞU MUBAREK
    GÜN VE GECELERDEYAPTIGIMIZ HER GÜZEL SEY BİZLERİ BIRAZ
    DAHA RABBIMIZE YAKINLAŞTIRSIN SELAM VE DAU İLE
    CUMAYI ŞERIFIMIZ MUBAREK OLSUN
     
    MERDİVENİN BASAMAKLARI
      
       Ahmet Alemdar
      
       “Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden...” diyor Ahmet Haşim. Ruhumuzun susuzluğunu giderebilmek için hayatı ve hayatın her karesini yudum yudum içebilmek... Hayatı ‘ân'ın içinde yaşayabilmek... İlerleyen her dakikayı hayatın bir basamağı olarak görüp, her bir basamakta hayatın bütünlüğünü yakalayabilmek...
       Çiçeklerle bezenmiş cenneti hissettiren bir bahçedeki her bir çiçekte bütün çiçekleri görebilmek... Ulu bir dağda bir arada bulunan çam ağaçlarının muhteşem bütünlüğünü, tek bir ağaç olarak temaşa edebilmek... Bu çam ağaçlarının tatlı bir esintiyle hep birlikte çıkardıkları uğultudaki zikrin yankısına şahit olabilmek... Bir kuşun tek bir ötüşünde ilâhi alemin sadasını duyabilmek...
       Cemâl'in tecellisi olan bir gülistanda gül seyrinde iken, ruhumuzu efsunlayan bir goncanın kokusunu kalbimizin derinliklerinde hissedebilmek... Bir bağdan kopardığımız bir üzüm salkımındaki tek bir taneden sonsuzluğun lezzetini tadabilmek...
       ‘Ân-ı dâim' üzere olmak, varoluşun bütün gerçekliklerini açık bir idrakle ve derinlemesine algılayabilmek midir acaba? Hem bütünün her bir ayrıntısını, hem de her bir ayrıntıdaki bütünü hissediş... Evimizin üst katına ulaşabilmek için merdivenden çıkarken her bir basamağın hakkını verebilmek... “Merdiven ayak ayak çıkılır” diyen atasözümüz kalbimizde ve zihnimizde ne de güzel çağrışımlar yapıyor!
       Merdivenle evimizin üst katlarına doğru çıktıkça, gönül dünyamızın derinliklerine doğru bir yolculukta olduğumuzu hatırlayabiliriz. Tabii olmayan dünyamızın dışına çıkmak için bir ‘ân' olsun, yüzme bilmeyen bir kişinin boğulmayı göze alıp denize atlaması gibi, maskelerimizi atıp içimizdeki büyülü merdiveni arama cesaretini gösteremez miyiz?
       Mazi ve müstakbel hakkında sürekli yaptığımız tahlillerimiz, evimizde kütle halinde dev bir yığıntıyı oluşturmakta... Keşke'lerle ifade edilen pişmanlıklar bizi nasuh tövbesine götüremiyorsa, merdiveni çıkmıyoruz demektir. Keşke'siz bir hayat için merdivenle çıkabileceğimiz üst katların özlemini çekmemiz gerekmez mi?
       Merdivenin basamaklarını tırmanıyor olmak, sürekli yenilenmek demektir. İnsan merdivendeki her adımı ile bir öncekini geride bırakmıştır. Her bir basamak, ruhumuzda açılacak yeni ve temiz bir sayfa demektir. Ancak hayatımızın bu yeni karesinin, öncekilerin izini taşıyacağını da unutmamalıyız. Bir üst basamak, önceki hataların giderilmesi, iyiliklerin çoğaltılması, basiretin artması, mükemmele doğru gidiyor olduğumuzun idrak edilmeye başlanması anlamına gelir.
       Ürdün'ün sınırları içerisinde, M.Ö. 4. yüzyıl Nabatîler'den kalma, ‘gül şehir' anlamına gelen Petra isimli antik şehirde bulunan manastıra, 800 basamaklı merdivenden yukarı çıkılarak ulaşılabilmektedir. Ülkemizdeki Sumela Manastırı'nı gezebilmek için de, patikayı oluşturan uzun bir merdiveni tırmanmak zorundasınız. Irak'ta bulunan, Abbasîler döneminin hatırası olan ve 38 bin metrekarelik yüzölçümüyle dünyanın en geniş camii ünvanını taşıyan Samarra Camiü'l-Kebir'inin dıştan merdivenli koni biçimindeki Malviya adlı minaresi, 402 basamaklıdır. Mimarî yapılardan verdiğimiz bu örnekler, merdivenden basamak basamak yükselirken ödenmesi gereken bedele mi işaret etmektedir?
       Koklamak istediğimiz çiçek, Everest'in tepesinde ise oraya tırmanmayı göze almak... Yüksek bir duvarın üstünde küçük bir saksıda bulunan ve yetişmesi için sulamak istediğimiz çiçeğe merdivenle ulaşabilmek... Ya bu merdivenin basamakları çiçeğe ulaşmamız için yeterli değilse!
       Mirac, merdiven demektir. Mirac, Rasulullah s.a.v. Efendimiz'in, mekânsızlık alemine götürüldüğü gecenin adıdır. Bu mübarek gecenin hediyesi olan namazımız, ruh miracımızın merdiveni değil midir? Namaz için okunan her ezan, kılınan her namaz, namazın her bir rekâtı, bir rekâtta okunan her bir sure, surelerdeki her bir ayet, ayetin her bir kelimesi, ilâhi kelimeleri oluşturan her bir harf, bizleri sonsuzluğa yükseltecek mirac merdivenimizin bir basamağıdır.
       “Sonra, (neler olduysa oldu ve) çoğaldım
       Ve geceye indim gündüzün merdiveniyle
       Gecenin feneriyle suya!
       Su her zamanki gibiydi, sessizdi
       Sessizce açtı kapısını, incilerini verdi...”
       Şairimizin dediği gibi, ilâhi hakikatin özü olan ‘inci'ye, Cenab-ı Hakk'ın lütfuyla ulaşabilmemiz için, gündüz ibadetlerimizle, iyiliklerimizle, gülümseyişlerimizle çoğalabilmek, yani gündüz merdiveninden yükselerek gecenin sükûnetine vasıl olabilmek ne büyük bir mutluluktur.
       Rahmetin yeryüzüne dalga dalga yayıldığı mukaddes Arafat Dağı, Allah dostlarını Allah'a ulaştıran ilâhi merdivenin ilk basamağı mıdır? Bu mekândaki her bir dua ve ibadet, sonsuz güzelliğin başlangıcıdır. Devasa binalarda herkesin kullandığı merdivenlerden başka, sadece özel insanların kullanabildiği ‘arka merdivenler' vardır. Arafat Dağı, hakikatin arka merdiveni midir? Peki, merdivenden bu kadar söz ederken, merdiveni sıfırlayan asansöre ne demeli!
       Her insan, merdivenini sırtında taşır.
  • View space
    (@)GÜLİ RANA(@)
    8/3/2008 2:39:50 PM
    "http://www.wallpapergate.com/phpthumb/phpThumb.php?src=../data/media/1285/Rose_022.jpg" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor. 
     
    SELAMÜN ALEYKÜM KARDEŞİM HAYIRLI GÜNLER SELAM VE DUA İLE
    BIR MUDDET YOKTUM
    HABERDAR MIYIZ?
        Zehra Korkmaz
      
       Uzaklarda yakınlar var.
       Yakınlar ırak.
       Haberim uzaklarda, haberim içimde.
       İçim uzaklarımda.
       Dünya bir haber için dönüyor. Dalından düşerken bir yaprak, düşerken ilk ak saçlara, bir haber doğuyor / batıyor. Kovalanan o, kaçırılan o. Dağdan, taştan, uçan kuştan; yerden, gökten, sarı çiçekten sorulan o. Uğruna insana kıyılan, zamana kıyılan o.
       Bir haber... Bir haber...
       Sesler, sular, sorular bir haber.
       Bir denizin son damlasında mısın? Denizi boşaltmalıyım damla damla. Dünyanın son gününde misin? Beklemeliyim an an. O son günde gök devrilir, yer yarılırken ve dağlar yürürken ellerimdeki fidanda mısın? Toprağa ermeliyim, toprağa erdirmeliyim.
       Akan yaşlardan sorulursun. Akmayan yaşlardasın.
       Geçen zamandan sorulursun. Geçmek bilmeyen dakikalardasın.
       Gelenlerden sorulursun. Gidenlerdesin.
       Sözlerden sorulursun. Sükûttasın.
       Bu devirde habersiz kalır mı insan? Dünyaların ortasında dünyasız kalır mı? Böyle yollara, böyle yıldızlara bakar mı? Uzaklar bu kadar yakınlaşmışken... Heyhat yakınlar uzak oldu. Kendime ıradım. Bize ıradık.
       Haberim, gözü yolda muhacirleri bekleyen Medine'dedir. İçimizdeki Medine'nin kapıları kapandı. Biz gitti, ben kalmadı.
       Haberim bir ateştir. Bıraksam yanarım. Tutsam yanarım. Yanmaktır. Kül olmaktır. Küllerinden yeniden doğan ankanın kanatlarındadır. Yanarak varılır zümrüt ülkeye.
       Dağların sırtındadır. Dağların kaldıramadığıdır.
       Herkesin dilindedir. Herkesin bilemediğidir.
       Herkesin bildiğidir. Herkesin yüklenemediğidir.
       Garip gönüllerin